HİKAYEMİZ hayatın içinden, rüyasını kovalayan, düşlerini yaşamak isteyen insanların romanı aslında bu. Belki ilginizi çeker :) Okumanızı tavsiye ederiz.

Sene 1997, bir rüyanın gerçeğe dönüşmeye başladığı, ateşin bacayı sardığı, kafaların da biraz dumanlı olduğu gençlik yılları. Dedik ya, her şey hayal etmekle başlar. Hayallerin ilk defa sesli olarak dile geldiği zamanlar. 

O dönemde aynı şirketin iki çalışanıyız ( Ahmet ve Cem ) , Ahmet departman müdürü, Cem de şirkette geleceği olan genç bir mühendis.  Türkiye’ nin güzide bir şirketinde iyi konumlarda çalışan iki genç adam. Maaşları güzel, sosyal imkanlar iyi, SSK, yol, yemek full :) AKBİL bile var :). Başkaları için belki de tamam işte buradan emekli olabiliriz denebilecek bir yer. Ama onlar asla başkası değil.. Onlar Ahmet ve Cem. 

İşte böyle tanıştık. Önceleri ne kadarda aynı frekansta olduğumuzu bizde bilmiyorduk. Hitaplar sürekli Ahmet Bey saygılar, Cem Bey iyi günler şeklinde. İlişkiler çok resmi yani. Sonra şirketimiz başlangıçta çok kızdığımız ama şimdi şükranla hatırladığımız bir karara imza attı. Şirket içinde sigara içmek yasaklandı :) tiryakiler içinde ayrı bir yer ayrıldı. ( Kapının önü :) ) İşte bu stratejik karar sayesinde bu işin temellerini atılmıştı artık. Tamda bu günlerde, yoğun çalışma temposu içinde kapı önünde içilen çay ve sigaralar Ahmet ve Cem’ in birbirini daha iyi tanımasını sağladı. Aynı hayaller, aynı rüyalar, aynı planlar... Sürekli bunlar konuşuldu. Tabi ki  sarsılmaz bir dostluk da kurulmuştu. Ahmet Bey, Ahmet Abi oldu, Cem Bey’ de sadece Cem... 

Yıllar birbirini kovaladı, ve nihayet 2001, yaşı biraz daha büyük olanlar çok iyi hatırlar, Ülkemizin yaşadığı son büyük ekonomik kriz :) Bizim için ilk değildi aslında, daha önce de birçok defa kriz görmüştük. Bunun diğerlerinden farkı artık zamanın geldiğinin işareti olmasıydı. Ekonomik problemlerden dolayı Önce Ahmet ayrıldı, bir süre sonra da Cem. 

Önceleri başka işler, uğraşlar falan filan, sonra 2004 yılı. Ahmet zaten kafayı bozup çoktan Bodrum’ a yerleşmişti. Cem’ in de hayatının dönüm noktasıydı  o sene, Ailece sadece mutluluğun peşinden koşmaya karar verdiler. Hedef Bodrum’ du.

Başta aile çevresi olmak üzere pek çok kişi eleştirdi bu kararı. Bu kadar kariyer, tahsil, çevre heba edilir miydi hiç?  Hayatın ziyan olması: Bu ne olacaktı peki? 

O sene Cem, eşi Şebnem’ in de desteğiyle hiç bilmediği bir işe balıklama daldı,  Bir süre sonrada Ahmet katıldı O’ na. Sonra yıllar yılları kovaladı. Turizmle alakası olmayan bu iki adam ve aileleri yürüdü gitti bu yolda. Başardılar. :) Yüzlerce arkadaşları, dost meclislerinde anlatacak onlarca hikayeleri var şimdi. 

BU SEVDA SÜRDÜKÇE BU İŞ DEVAM EDECEK. BU BİR MASALSA BİRİLERİ BİR YERLERDE MUTLAKA ANLATACAK EN AZINDAN ÇOCUKLARIMIZA BİZ ANLATACAĞIZ :)

VE BU GURUR BİZE YETER. !!!!

 

 

Tüm hakları Grafik Atölye 'ye aittir, izinsiz alıntı yapılmaması rica olunur.